Yabani Fesleğen


 

 

 

    Beynine kilit vurulmuşken küçük bir an açıverir o kilidi ve usul usuz sızar içeri, oysa sen  bunca şeye kilit vurduğunu bile unuttun, öyle ya unutmadın da bu duyguları tekrar duymak istediğini unuttun, duyusal hafızan uyandı…

    İşte o kilit bir kez oynarsa yerinden her şey başa sarar. Anılar teker teker hatırlanır çocukluğundan şu zamanına kadar olan her şey gün yüzüne çıkar, işte işin içine kalıcı bellek girdi demektir.

Oysa kontrol edebilseydin eğer belleklerini  kısa süreli belleğe atarak çoğu şeyi unutmayı tercih ederdin. İş bellekteki anılarınla kalsa yine iyi… unuttuklarının, unutmaya çalıştıklarının dahil olmadığı anıları beynin dahilmişçesine hayal ettirerek oyun oynamaya başlıyor sana, sonra kendini bir duvara bakarak hayal dünyanda mutlu dışarıdan mutsuz buluyorsun. Beyin… İnsanı yarı deli ilan eden çok sevgili organımız. Beynin sayesinde kafanın içerisinde o hiç susmayan düşünceler paramparça ediyor seni. Bazen sevgi, astım hastasıyken yokuş aşağı koşmak zorunda bırakıyor işte. Kafandakileri susturup her şeyi unutacağına inanarak özgürlük diye bağırsan da ne gönlün,ne de aklın özgür kalabiliyor. Çünkü gönül ve akıl bazen bir mezarlık, bazen ceza evidir.

Sevdiklerinle, büyüdüklerinle, unutamadığın o çok sevgili oyuncağınla, unutup yoluna devam ettiğin insanlarla ya beraber gömülürsün ya da o metal kelepçeyi  bileklerinde hissedersin

Ama…

Ne mezarlar tek kişiliktir.

Ne de gönlünün mapushanesinde ölür insan.

Ne mahkum olduğunu bilir ne de bir ölü

Ama…

Bir mezar olmuş kalbin inatla çiçek açar, mahkum olmuş beynin hep umut eder

Yabani bir fesleğen gibi yaşama sevgisiyle dolusun hala; üzerine beton atılmış, toprak atılmış, dört duvardan arasında kalmışsın ne fayda, bir ufacık çatlaktan filizlendireceksin kendini, sarılacaksın  olduğun yere çünkü kalbindekiler ölü,beynindekiler ölü ama sen hala nefes alarak acılarınla ve birikmiş anılarınla  dahilsin dünyaya…

 

 

 

Bilgilendirme:

Duyusal bellek: Bir nesne algılandıktan sonra ilk 200-500 milisaniye (kişiden kişiye değişebilir) içerisinde duyusal hafıza devrededir. O nesneye bakabilme ve bir iki saniyelik gözlem sonrasında neye benzediğinin hatırlanması veya ezberlenmesi duyusal hafızanın örnekleridir.

Kısa Süreli Bellek: Kısa süreli hafıza hatırlama denemesi veya prova yapmadan birkaç saniye içerisinde bazen bir dakikaya kadar geri çağrılabilmeyi mümkün kılar. Fakat bunun da kapasitesi çok sınırlıdır. 

Uzun Süreli Bellek: Kısa süreli hafıza ve duyusal hafızaya zıt olarak, uzun süreli hafızada daha çok bilgi uzun süreler boyunca (bazen ömür boyu) saklanabilir. 

Bu blogdaki popüler yayınlar

ALIŞILAGELMİŞ I-II-III

TERCİHLER VAHŞETİN ÇAĞRISI MIYDI BİZLERE?