Kayıtlar

Kasım, 2021 tarihine ait yayınlar gösteriliyor

Seni Yüce Çamaşır Suyu

Yatağın sağ tarafından köpeğimin üzerime atlamasıyla rutin bir kalkış daha yakaladım bu sabah. Her gün bir öncekinin aynısıydı ve yaşamaya değer bulan her hücrem gün geçtikçe ölüyordu. Yatağımdan doğrulup karşımdaki ayna sayesinde kendimle göz göze geldim. Yüreğimin yorgunluğunun bedenime yansımasını uzun uzun izledim. Göz altlarım ,geceleri uyuyamamalarımdan; dudaklarım, sürekli ısırılmaktan mordu. Aynada her noktamı teker  teker incelerken, kahvaltı yapmam gerektiğini zamanın su gibi akıp gittiğini unuttum. Hiçbir şey yapmaya mecalim yoktu ama  yaşadığımı belli etmek zorunda olduğum insanlar vardı. Aynanın karşısından zar zor ayrılıp mutfağa attım kendimi, uyduruktan bir omlet yapabildim. Oysa ne çok severdim sabahları bir müzik açıp dans ederek mutfağa girip oyalana oyalana omlet yapmayı…Kahvaltımı yaptıktan sonra telefonuma gelen mesajlar sayesinde dışarı çıkmak zorunda olduğum dank etti aklıma. Aynanın karşısına tekrar geçtim. Kömür karası saçlarım birbirine dol...

İNSAN

  Yitip giden çok şey var dünyada. Mutluluğu tadamadan yitip giden  hayatlar. Güneş ışığına ihtiyaç duymasına rağmen camın önünce çok kaldı diye yanarak ölen bitkiler...Oyun oynaması gereken yaşta o lanet tabuta giren çocuklar...Çocuğuna daha iyi imkanlar sağlamaya çalışırken ölüme terk edilmiş babalar...Çocuğu için, döven kocasına katlanan analar...Sevdası uğruna ateşe atlayan sevdalılar...Oğlunun askerden dönmesini bekleyen annenin kahrı...Çocuk yaşında antidepresan kullanmaktan yolda zombi olarak gezmek zorunda kalan gençler... Genç yaşını yaşaması gerektiği zamanlarda elli yaşında gibi yaşayan yirmilik gençler... Tükenen çok şey var hayatta... 35lik rakı 5 dublede bitebiliyor mesela... Bir dal sigara keyifle 8 dakikada, körükle 3 dakikada bitebiliyor... Bir umutla tutunulan sevdalar 6-7 ayda bitiyor... Evlilikler 25. senesinde kapıdan çıkıp gidebiliyor. Kendine gelmen yirminde aklına gelebiliyor... Yorgun hayatlar tükenemeyebiliyor ama gençliğin çoktan geçi...

TERCİHLER VAHŞETİN ÇAĞRISI MIYDI BİZLERE?

    Sorgulamadık mı kaç kere yaşamlarımızı? Zaten sorguladığımız kadar var olmadık mı? Yaşama boşu boşuna gelmediğimizi hiç düşünmedik mi?     Modern felsefenin babası Descartes; ‘’Düşünüyorum,o halde varım.’’ Demişti ve bu dünyada düşündüğümüz kadar vardık.    Çoğu şeye inandık da asıl kendimize inandık mı?Neden hayatta olduğumuzu düşündük mü?Bir şeyler katamadan gitmek canımızı derininden yakmadı mı? Göçüp gittiğimiz bu kısa dünyada adımızın zikredileceği şeyleri yapmazsak ne anlamı kalır sorgulamanın. Sorgulamak sadece varlığı sorgulamak ya da insanları sorgulamak değildir ki insan kendini sorgulamadan nasıl kendini bulabilir? Kendinizi bulamadığınız bir dünyada ottan başka ne farkı kalır ki beyinin, ki şayet herhangi bir otun bile bir faydası vardır dünyaya. Dünyayı güzelleştirmek hepimizin elindeyken neden bu kötülük? Neden bu öfke? Neye kindarız böyle? Oysa her şeyi güzelleştirip, iyileştiren sihirli ellerimiz, büyülü beyinlerimiz varken neden d...