Seni Yüce Çamaşır Suyu
Yatağın sağ tarafından köpeğimin üzerime atlamasıyla rutin bir kalkış daha yakaladım bu sabah. Her gün bir öncekinin aynısıydı ve yaşamaya değer bulan her hücrem gün geçtikçe ölüyordu. Yatağımdan doğrulup karşımdaki ayna sayesinde kendimle göz göze geldim. Yüreğimin yorgunluğunun bedenime yansımasını uzun uzun izledim. Göz altlarım ,geceleri uyuyamamalarımdan; dudaklarım, sürekli ısırılmaktan mordu. Aynada her noktamı teker teker incelerken, kahvaltı yapmam gerektiğini zamanın su gibi akıp gittiğini unuttum. Hiçbir şey yapmaya mecalim yoktu ama yaşadığımı belli etmek zorunda olduğum insanlar vardı. Aynanın karşısından zar zor ayrılıp mutfağa attım kendimi, uyduruktan bir omlet yapabildim. Oysa ne çok severdim sabahları bir müzik açıp dans ederek mutfağa girip oyalana oyalana omlet yapmayı…Kahvaltımı yaptıktan sonra telefonuma gelen mesajlar sayesinde dışarı çıkmak zorunda olduğum dank etti aklıma. Aynanın karşısına tekrar geçtim. Kömür karası saçlarım birbirine dol...